Sizin de burnunuza geliyor mu hafiften bir yanık kokusu? Evet evet, Bursa’nın her köşesinden burna hoş gelen tatlı bir yanık kokusu yükseliyor.
Şimdi sakın “yanık kokusunun tatlısı mı olur?” demeyin!
Olmaz mı, tabii ki olur!..
Fırında sütlaç ve kazan dibi, hem hafiften yanık, hem de tatlı değil mi?
Demek ki oluyormuş… Neyse, devam edelim.
Bursa’nın 47 yıllık sevdası, bu yıl ligde zirve yapınca, büyük bir aşkla yanıp tutuşanların sayısı da her geçen hafta artıyor.
Şöyle bakın bir çevrenize, “artık ben de Bursasporluyum, abi!” diyen eşiniz dostunuz yok mu hiç?
Var elbette…
Her ne kadar yönetim ve Ertuğrul Sağlam dillendirmese de, kent, finişe 12 maç kala iyiden iyiye şampiyonluk havasına bürünmeye başladı…
PERVANELER GİBİ
Taraftar, o parıltılı şampiyonluk ışığının etrafında dönen pervaneler gibi coşkulu mu coşkulu!..
Ama, o parıltının cazibesine kapılıp da, ışığa yapışıp yanmaya hiç mi hiç niyetli değil!
Ligde alınan sonuçlar zaten Bursaspor’u şampiyonluk potasına soktu. Başta Rıdvan Dilmen olmak üzere, birçok otorite şimdiden Timsah’ı şampiyonluğun 3 favorisinden biri olarak göstermeye başladı.
Hal böyleyken, gel de yanma şimdi!
Hani Babutsa diye bir grubun o popüler şarkısı var ya, “Yanayım yanayım ateşlerde yanayım. Sen iste yeter ki senin kulun kölen olayım” diye...İşte Bursaspor taraftarının bugünkü vaziyeti de aynen böyle…
Aslında geçen sezon ocak ayında Ertuğrul Sağlam, bu takımın başına geçtiğinde, Bursaspor’un kadrosu hamdı. Bu sezon başında kadro pişti, ikinci yarıdaki müthiş çıkışını sürdürdü ve şimdi resmen yanmak üzere…
Yunus Emre’nin, “hamdım, piştim, yandım” sözü misali,
Bursaspor camiası da, artık pişti ve şampiyonluk ateşiyle yanmak istiyor. Camia, ‘önce Avrupa, sonra şampiyonluk’ aşkıyla yanıp tutuşuyor. Sezon sonunda yanarsa da kimse şaşırmasın!
**
Yunus Emre ne güzel de söylemiş:
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni.
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni.
…
Yunus’dur benim adım
Gün geçtikçe artar odum(ateşim)
İki cihanda maksudum.
Bana seni gerek seni…
**
Mazhar Alanson’un o unutulmaz şarkısını biraz tornistan edersek, “Yandım yandım, yandım yandım ah ki ne yandım. Bana yeniden şampiyonluk şarkıları söyleten takım” şarkısını Bursaspor için söylememek mümkün mü?
Yüreklerde yanan şampiyonluk ateşi, rakipleri yakmaya devam edip mayıs ayında ateş yumağına dönerek bu kenti sokaklara döker mi, bunu hep birlikte göreceğiz.
AŞAĞIDAKİLERE DİKKAT
Fakat, bu noktada;
Yukarıda kalmak istiyorsak, öncelikle aşağıdakilerle oynanacak 4 maçlık seriyi en az kayıpla geçmek zorunda.
Unutmayalım ki, tehlike çemberindeki takımlar yaralı aslan gibidir!
Tabii ki, mutlu olmak bütün Bursa’nın hakkı. Ancak büyük bir aşkla yandığımız Bursaspor’un başarısını görmek istiyorsak eğer, şimdi her zamankinden daha çok sahip çıkmalıyız takımımıza…
Hele hele ceza getirecek tek bir harekette bile bulunmamalıyız.
Çünkü, malum; bazı güçler pusuda bizim hata yapmamızı bekliyor büyük bir hevesle…
Geçen hafta cezayı kestiler… Ama takım ruhuna sahip inançlı kadrosuyla Timsah, Sakarya’ya koşa koşa gitti ve coşa coşa döndü.
PRANGALARA 3 KURŞUN
Pranga mahkumu gibi tarafsız ve seyircisiz olarak Sakarya sürgününe gönderilen Bursaspor, 3 kurşunla zincirlerini kırıp, kader mahkumu olmayacağını dosta düşmana gösterdi.
Oysa, bazı çevreler, Kadıköy okyanusunu geçen Timsah’ın rehavete kapılıp Sakarya Nehri’nde boğulmasını bekliyordu.
Ne yazık ki(!), beklenen olmadı!
Sağlam’ın askerleri, üçlük tarifeyle liderin ensesine yapışıverdi. Bundan sonra kısalan ligin sonundaki final periyodunu çok iyi yönetmek gerek.
Sahadaki kondisyon ve performans kadar, zihinlerdeki psikolojik baskıyı ve zirvenin ağırlığını da çok iyi kaldırmak gerek.
Yani, futbolcular omuzlarında hissettiği sorumluluğu çok iyi taşıyabilmeli…
ŞAMPİYONLUK ATEŞİ
Kadroya baktığımızda; yıllarca şampiyonluğa oynamış takımlarda forma giyen futbolcuların (Ömer Erdoğan, Ali Tandoğan, Hüseyin Çimşir, Mustafa Keçeli, Tuna Üzümcü, Zapotocny) ve Beşiktaş’ı lig ikincisi yapmış Sağlam gibi tecrübeli bir teknik adamın olduğunu görüyoruz.
Ve Bursaspor’un kaderi artık kendi elinde… Başkalarının yarışta tökezlemesini beklemesine de gerek yok.
Kalan 12 maçta Timsah, kendi elindeki ipin boşluğunu iyi alır ve fazla germeden son haftalara ilk 3 içinde girerse, işte o zaman Bursa’daki o şampiyonluk ateşinin derecesini düşünemiyorum bile…